İkiyaka’da 24 saat (2): Biz dağların erleri yuva yaptık göklere!

İkiyaka dağlarında, 3.400 metre rakımda sarp kayalıkların arasına üs kuran Türk askeri, hem teröristlerle hem de zorlu coğrafi şartlarla yılmadan mücadele ediyor…

31 Ağustos 2017 Vatan Gazetesi 9. sayfa

HABER: ÖGE DEMİRKAN / VATAN HABER MERKEZİ
FOTOĞRAFLAR: İLKER AKGÜNGÖR / VATAN HABER MERKEZİ

“Korku nedir bilmeyiz biz dağların erleri; yuva yaptık göklere baş döndüren yerlere” diye başlar komando andı. İkiyaka ise komando andının dile gelip hayat bulduğu yer. 3.400 metre yükseklikte, 4 metrekare alan düzlüğün bile bulunmadığı, sarp kayalıkların, yüzlerce metrelik uçurumların olduğu, teröristten çok doğa şartlarının zorladığı, terörle mücadelenin zirvesi… üst bölgelerine kara yolu ile ulaşım yok. Bütün ulaşım helikopter ile sağlanıyor. 9 üs bölgesine sadece akşamları düzenlenen helikopter operasyonları ile yiyecek, içecek, mühimmat, personel, odun, kömür taşınıyor. Çünkü YPG’ye verilen güdümlü uçak füzelerinin PKK’da çıkmasından sonra helikopter operasyonları sadece hava karardığında başlıyor.

Matematik hesabı
Genelkurmay’dan aldığımız özel izinle başlayan 2 gecelik İkiyaka deneyimizin ilk durağı Yüksekova’daki 3. Piyade Komutanlığı. Havanın kararmasıyla birlikte pist başı yapıyoruz. Her helikoptere ne kadar yük alınacağı ince matematik hesaplarından sonra belli oluyor. Her zamanki formülleri 2 gazeteci değiştiriyor çünkü gidilecek alanda oksijen oranı az olduğu için helikopterler her zamanki kapasitelerini, yani yaklaşık 1.5 tonu kullanamıyor. En fazla 500 kilo yük ile havalanabiliyorlar. Hal böyle olunca da öncelik listesi devreye giriyor. Birinci öncelik su, çünkü dağda su yok. Her askerin içeceği ve temizlik için tüketeceği su miktarı hesaplanıp yollanıyor. Yiyecekler ise konserve ve yaş olarak gönderiliyor. Asker, isterse pişirip sıcak yemek de yapabiliyor. Genelkurmay’dan izinle gelen iki gazeteci de bu listeye ekleniyor.

Gece yolculuğu
Yüksekova’dan helikopterin kalkmasından yaklaşık 10-15 dakika sonra İkiyaka’da bulunan 9 üs bölgesinden ‘Göllerbaşı’na iniyoruz. Helikopterin inmesi ve kalkması yaklaşık iki dakika bile sürmüyor. Helikopter teker basar basmaz kapılar açılıyor, dışarıda hazır bekleyen komandolar getirilen teçhizatın, suyun, yemeğin helikopterden nakliyesini sağlıyor. O kadar profesyonelleşmişler ki gecenin zifiri karanlığında herkesin ne yapacağı otomatiğe bağlanmış gibi. Helikopterden indikten sonra ilk durak Göllerbaşı Bölgesi’nde Üsteğmen Ersoy’un konteynırı oluyor. İçeri girer girmez dikkatimizi ilk çeken yanan soba ve televizyon oluyor.

20 derece fark
Ersoy üsteğmen, ağustos ayında yanan sobayı şöyle açıklıyor: “Gündüz ağustos ayında hava sıcaklığı 25 derece. Gece ise 5 derecenin altına indiği oluyor. Gündüz ile gece arasındaki sıcaklık farkı 20 dereceyi geçiyor. Şu anda çok iyi gidiyor hava ama ileride bozulacak. Karlar başlayacak. Kar yağdığında 10-12 metre kalınlığa ulaşıyor. Isı ise o zaman -40’ları geçiyor. Hatta bahar ayında bile geceleri -40 olabiliyor. Bu doğa şartlarında ise her türlü destek veriliyor bize. Hem konteyner var hem de soğuk iklim çadırları. Ayrıca askerin giydiği kıyafetler de buranın doğa şartlarına uygun kıyafetler. Bütün ihtiyaçlarımız son noktasına kadar karşılanıyor. Isınmamızı ise soba ile karşılıyoruz. Sobasız konteynır ya da çadır yok. Televizyon ise jeneratörden sağlanan elektrik ile çalışıyor. Uydu bağlantısı da kurduk. Dünya ile bağlantımız bu televizyon.”

Kendin pişir kendin ye
Dağa yiyecekler konserve ve yaş olarak gönderiliyor. Böylece askerler ister konserve tüketiyor, isterse kendi yemeğini pişiriyor.

3.400 metreden ‘Alo’ diyorlar
Ersoy üsteğmen, görevli personel için en önemli konunun moral olduğunu söylüyor: “Buradaki doğa şartları çok zor. Örneğin karşıdaki dağı görebiliyorsunuz, kuş uçuşu bir kilometre uzaklıkta. Ama ulaşmanız imkansız. Çünkü uçurumdan inip tekrar benzer bir diklikteki dağa tırmanmanız gerekir. Bu fiziken imkansız. Dokunma mesafesinde uzaklıkta olup ama gidemediğinizi dağ başları bunlar. Komandolar ise burada büyük özveri ve vatan aşkıyla çalışıyorlar. Onlar için en önemli konu moral. Biz de morallerinin iyi olması çaba harcıyoruz. Örneğin burada baz istasyonu kuruldu ve askerler aileleri ile iletişim kurabiliyorlar. Tabi bu iletişim kurallar çerçevesinde oluyor. Sonuçta yaptığımız iş güvenlik ve güvenlik zafiyeti oluşturacak konularda hassas olmak zorundayız.”

ASIR, grinin elli tonunu tarıyor
Üs bölgesinde mevziler ve gözetleme noktaları var. Teröristlerin yaklaşma ihtimali olan yerler güvenlik altına alınmış durumda. Ayrıca son teknoloji de kullanılıyor. Bunlardan biri de Aselsan tarafından üretilen termal kamera sistemi ASIR. Bütün üstlerde bu sistem kurulmuş durumda. Gecenin karanlığında kilometrelerce alan ASIR ile taranıyor. Ancak ‘Termal kamera ile kontrol var, işleri kolaymış’ diye düşünmeyin. Çünkü bu kamerayı kullanmak gerçekten de uzmanlık istiyor. Grinin tonlarından oluşan alanı sürekli kontrol etmeniz, ‘zoom in’ ve ‘zoom aut’ yaparak bütün ihtimalleri bile değerlendirmeniz gerekiyor. Çok kısa sürede göz yorgunluğu yapabilecek ya da ‘bakan kör’ olmaya sebep olabilecek bir özelliği de var. Ancak komandoların bu işte de uzmanlaştıkları hemen anlaşılıyor. Bir hareketlilik görüldüğünde diğer üs bölgeleri ile bağlantı sağlanarak risk inceleniyor. Çünkü kameraya bazen fare de ayı da çıkabiliyor. Evet ayı bile çıkabiliyor.”

Milli tüfek komandonun onayını aldı
İkiyaka’da dikkatimizi çeken başka bir konu ise yerli üretim olan MPT76’ın komandolara dağıtılmış olması. İlk yerli üretim MPT76 ile ilgili komandoların ilk izlemini olumlu. Özellikle orta ölçekli bir nişancının performansını artırabileceğini ve çok isabetli atışlar yapabileceğini söylüyorlar. Daha sonra da dayanıklılığı ile ilgili bir olay anlatıyorlar: “25 Mart’ta açılışı yaptığımız -40 dereceleri gördük. Sınırları zorlayan hava şartlarında kullandığınız ileri teknoloji ekipmanlar bile işe yarayamayabiliyor. Örneğin Alman malı HK piyade tüfeği ile Rus yapımı Bixi -40’ta sınıfta kaldı. Ancak yerli üretim MPT 76’da hiçbir sorun yaşanmadı ve dondurucu soğukta çatır çatır çalıştı.”

31 Ağustos 2017 Vatan Gazetesi 1. sayfa

NOT: Haberin 31 Ağustos 2017 tarihli Vatan Gazetesi’nde yayınlanan hali buradan (http://www.gazetevatan.com/biz-daglarin-erleri-yuva-yaptik-goklere–1098191-gundem/) okunabilir.

Bir Cevap Yazın