Sur saldırısındaki hatalar zinciri

Eski ‘Bordo Bereli’ ve Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök’ün yakın korumalığını yapan Metin Gürcan, Tahir Elçi ve iki polisin ölümüyle sonuçlanan Sur saldırısındaki hataları anlattı.

30 Kasım 2015 Vatan Gazetesi 12. sayfa

30 Kasım 2015 Vatan Gazetesi 12. sayfa

İLKER AKGÜNGÖR / VATAN HABER MERKEZİ

Tahir Elçi ve iki polisin ölümüne yol açan süreç bir çok yönden değerlendiriliyor. Özel Kuvvetler bünyesinde 2004-2006 yılları arasında dönemin Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök’ün yakın korumalığını yapan eski ‘Bordo Bereli’ Metin Gürcan, Tahir Elçi ve iki polisin ölümüne yeterli tedbirin alınmamasının yol açtığını belitti. Güvenlik analisti Metin Gürcan, hatalar zincirini VATAN’a yorumladı.

“Çelik yelekleri yok”
“Burada asıl sorulması gereken soru, devletin Tahir Elçi’yi neden koruyamadığıdır. Devletin çatışmasızlığı önemseyen böyle önemli bir insanı koruyabilmesi gerekirdi. Sur bölgesinde bir gün önce ‘beyaz toros’ saldırısı yaşanmış. Bölgenin tehlikeli olduğu ortada. Taksi belli ki alınan bir ihbar ya da istihbarat nedeniyle şüphe üzerine durdurulmuş. Taksiye yaklaşan polislerin üzerinde mutlaka en azından tabancalara karşı koruma sağlayan ‘çelik yelek’ bulunması gerekirdi. Personelin aracı durdurduğu yer ve araca yaklaşması çok da profesyonel değil. Her gün böyle onlarca duyum alan personel giderek otomatikleşiyor. Bu sadece 3 kişinin değil güvenlikçilerimizin genel hatasıdır.”

“Sokak kapatılmalıydı”
“Bu basın açıklaması 3-4 gün öncesinden ilan edildi. Ben bile Twitter’da gördüm. Kritik bir yere de yapılan kritik bir faaliyet. Mutlaka buranın çevre emniyetinin alınması hatta sokağa girişin kapanması gerekirdi. Taksiden inen teröristler 100 metre koşarmış gibi gelerek çatışmayı sokağa taşıyor. O bölgeye bu kadar rahat ve kontrolsüz girememeleri lazımdı.

“Kaçış yolları seçilmeliydi”
“Çatışmanın başladığı an ile Tahir Elçi’nin vurulduğu an arasında asgari 10-12 ile azami 15-16 saniye var. Bence en önemli zafiyet bu etkinliğin VIP’si yani odak noktası Tahir Elçi’nin bu süre içinde güvenli bölgeye götürülememesidir. Güvenli bölge çevredeki bir işyeri, dükkan ya da en kötü ihtimalle basın mensuplarının kendini koruduğu beyaz aracın arkası olurdu. Böyle bir çatışma olasılık dahilinde olduğu için polisin önceden kritik yaklaşma güzergahları, kaçış yolları, güvenli bölge seçilmesi gerekirdi. Tahliyesi için yakınlarda zırhlı araç bile tutulmalıydı.”

“Teknik açıdan fiyasko”
“Biz üçlü planlama deriz ama burada bırakın yedek planı asıl planlama bile yapılmamış. Tahir Elçi olay yerinden 10-12 saniyede uzaklaştırılamıyorsa ve odak noktası olan Tahir Elçi dışında kimse ölmüyorsa bu teknik açıdan baktığımızda fiyaskodur. Bir başarısızlıktır.”

“İki ateş arasında kaldı”
“Benim kanaatim Tahir Elçi kendini güvende hissetmek için karşı taraftaki dükkana geçmeye çalışırken iki ateş arasında kaldı. Tahir Elçi orada gazetecilerin arkasına geçerek kendini korumaya çalışıyor. Ancak beyaz arabanın arkasına geçemiyor. Sonuca bakarsak en son ölmesi gereken sembolik önemi olan Tahir Elçi dışında kimse hayatını kaybetmedi. En kötü senaryoda bile Tahir Elçi çatışma arasında kalamaz. Polisler Elçi’yi beyaz aracın arkasına yatırmış bile olsaydı bugün yaşıyor olacaktı. Çünkü aracın arkasında kalan herkes yaşıyor.”

“Gözleri hedefe kaydığı için vuramadılar”
“Ateş eden polisler oldukça heyecanlı. Tabanca atışı çok nankördür. İlk kural dikkatinizi ve nişan gözünüzü ‘göz, gez, arpacıktan’ ayırıp hedefe kaydırırsanız 1 metreden bile tabancayla vuramazsanız. Kurşunlar havaya ya da yere çakılıyor. Böyle özel operasyonlarda ‘çift hat atışı’ dediğimiz hat ile hedefi çakıştırarak atış yapar. Bu da çok çalışma ister. Teröristleri kurtaran şey ise dağınık, zikzak çizerek yani sabit doğrusal koşmayıp hareketli olmalarıdır.”

NOT: Haberin 30 Kasım 2015 tarihli Vatan Gazetesi’nde yayınlanan hali buradan (http://www.gazetevatan.com/catismadaki-hatalar-zinciri-889447-gundem/) okunabilir.

Bir Cevap Yazın