Eğitimin röntgeni!

Eğitim Reformu Girişimi’nin raporu Türkiye’de eğitimin durumunu gözler önüne serdi. Rapora göre Türkiye’de ilkokul seviyesinde okullaşma düştü. Öğrencilerin devamsızlığı arttı. Eğitime ayrılan bütçe ve öğretmen sayıları yetersiz. Okul çağındaki 833 bin Suriyeli çocuğun yaklaşık yarısı okul yerine sokakta geziyor. Olumsuzluklara rağmen fen de dünyayı yakaladık. Kız çocuklarının eğitime katılımı arttı.

6 Ekim 2017 Vatan Gazetesi 13. sayfa

İLKER AKGÜNGÖR / VATAN HABER MERKEZİ

Türkiye’nin eğitim durumunu 10 yıldır raporlayan Eğitim Reformu Girişi (ERG), Eğitim İzleme Raporu 2016-2017’yi yayınladı. Rapora göre Millî Eğitim Bakanlığı’nın geçen yıl 76,4 milyar TL olan bütçesi 2017’de 85 liraya çıktı. Ancak merkezi yönetim bütçesi içindeki payı ise 0,20 puan azaldı. 2016 yılında kamu kaynaklarıyla yapılan öğrenci başına eğitim harcaması okul öncesinde 1.068 TL, ilköğretimde 3.787 TL, genel ortaöğretimde 6.008 TL, mesleki ve teknik ortaöğretimde 7.264 TL oldu. Rapora göre Türkiye genelinde ilkokul öğrencilerinin yüzde 50,5’i, ortaokul öğrencilerinin yüzde 40,8’i, ortaöğretim öğrencilerinin yüzde 10,2’si ikili öğretim yapan okullara devam ediyor. Üst politika belgelerinde ikili öğretimin 2019’a kadar sonlandırılması hedefine yer verilmesine karşın, bu hedefin gerçekleşmesini sağlayacak yeterlikte bir bütçe ayrılmış görünmüyor.

Özel okula hücum
Eğitim sisteminde özel okulların payı son yıllarda artıyor. Özel okullarda eğitim gören çocukların oranı 2016-17 eğitim-öğretim yılında % 7,6 oldu. Bu oran 2012-13’te yüzde 3,3’tü. Ortaöğretimde özel okullarda okuyan öğrenci sayısı 2014-15’te 240 bin 171 iken temel liselerin açılmasıyla yüzde 100’den fazla artarak 500 bin 411 oldu. Türkiye genelinde 1.017 temel lise ve bu kurumlarda öğrenim gören 203 bin 760 öğrenci bulunuyor. Temel liseler tüm ortaöğretim kurumlarının yüzde 10’unu oluşturuyor.

Okumuş ve çalışan anneni çocuğu daha şanslı
Çocuklar arasındaki başarı farklarını azaltan en önemli faktör olan okul öncesi eğitime yapılan harcamaların yetersizliği okullulaşmanın düşük kalmasına ve özellikle dezavantajlı ailelerin çocuklarını vuruyor. Okul öncesi eğitime katılımı ev halkının kazancı, annenin eğitim düzeyi ve bir işte çalışması etkiliyor.4 yaş için, en yüksek yüzde 20’lik varlık dilimindeki ailelerden gelen çocukların okul öncesi eğitime katılma olasılıkları en düşük yüzde 20’lik varlık dilimden gelen çocuklara göre yüzde 26 daha fazla. Annenin bir yıl daha fazla eğitim almış olması çocuğun okul öncesi eğitme katılma ihtimalini yüzde 3 artırıyor. Aynı yaşta çalışan annelerin çocuklarının okul öncesi eğitimden faydalanma olasılığı çalışmayan annelerin çocuklarına göre yüzde 16 daha yüksek.

Okul öncesi Kuran kursları arttı
Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı 4-6 yaş kurslar ile belediyelerce ve derneklerce açılan kreşleri kapsayan toplum temelli kurumların sayısı 2015-16’da 692 iken 2016-17’de 2 katına çıkarak 1.448’e yükseldi. 2015-16’da bu kurumlarda 21 bin 20 öğrenci okurken bu yıl sayı 46 bin 736’ya yükseldi. Toplum temelli kurumlara devam eden çocukların tüm okul öncesi öğrenim gören çocuklara oranı da yüzde 1,7’den 2016-17’de yüzde 3,6’ya çıktı. 4 yaş için, en yüksek yüzde 20’lik varlık dilimindeki ailelerden gelen çocukların okul öncesi eğitime katılma olasılıkları en düşük yüzde 20’lik varlık dilimden gelen çocuklara göre yüzde 26 daha fazla oldu.

İlkokulda okullaşma düştü!
Okul öncesinde özel kurumlarda öğrenim gören çocuklar ın oranı yüzde 15,9’dan yüzde 15,5’e düştü. İlkokulda geçen yıl yüzde 94,4 olan net okullulaşma oranı 2016-17’de yüzde 91,2’ye düştü. İlkokulda net okullulaşmanın en yüksek olduğu iller Van (%94,7), Şanlıurfa (%94,7) ve Şırnak (%94,3) oldu. En büyük düşüş yüzde 73’den yüzde 59’a Gümüşhane, yüzde 90,7’den yüzde 77,6’ya Bayburt ve yüzde 92,9’dan yüzde 86,2’ye olmak üzere Giresun’da yaşandı. Ortaokulda okullaşma yaklaşık 1 puan artarak yüzde 95,7 oldu. Ortaokulda net okullulaşma oranı en yüksek Ardahan (%98,8), Bartın (%98,5) ve Artvin’de (%98,2) ölçüldü. Ortaokulda okullulaşma oranları yalnızca üç ilde Hakkari (%86,9), Bayburt (%82,4) ve Gümüşhane’de (%61,2) yüzde 90’ın altına indi.

Babaları artık kızlarını okula gönderiyor
Son yıllarda kız çocuklar ın ortaöğretimde okullulaşma oranlarında artış görülüyor. Bu oran, okullulaşmanın en düşük olduğu bölgelerden Güneydoğu Anadolu’da 2015-16’da yüzde 64,2 iken 2016-17’de yüzde 65,8’e; Ortadoğu Anadolu’da yüzde 64,4’ten, yüzde 66,8’e çıktı.

Devamsızlık arttı
İlkokulda 20 gün ve üzeri devamsızlık yapan öğrencilerin oranı 2015’te yüzde 5,6 iken 2016’da yüzde 5’e geriledi. Genel ortaokullarda bu oran 2015’te yüzde 12,2 iken 2016’da yüzde 10,9’a; imam-hatip ortaokullarında 2015’te yüzde 7,9 iken 2016’da yüzde 7,1’e geriledi. Derslik başına düşen öğrenci sayısı 2016-17’de Türkiye genelinde önceki yıla göre 2 azalarak 20 oldu; ortaokulda ise önceki yıla göre 1 artarak 31 oldu. Derslik başına düşen öğrenci sayısı Gaziantep’te 31, Şanlıurfa’da 29, Diyarbakır’da 24, İstanbul’da 27 iken Yozgat, Artvin ve Tunceli’de 10, Rize’de 11 ve Edirne’de 12 olarak gerçekleşti.

Suriyeli çocukların yarısı okul yerine sokakta
Türkiye’de eğitim çağında (5-17 yaş arası) 833 bin 039 geçici koruma altında Suriyeli çocuk bulunuyor. Bu çocukların 293 bin 840’ı (%35) geçici eğitim merkezlerinde, 190 bin 715’i (%23) resmi okullarda öğrenim görüyor. 348 bin 484 (%42) çocuk ise eğitim dışında kaldı.

538 öğrenciye 1 danışman!
Türkiye’de öğretmen sayısı 900 bin 511’e ulaştı. MEB yetkilileri tarafından Ocak 2017’de yapılan açıklamalara göre yaklaşık 70 bin öğretmen ihtiyacı bulunuyor. Türkiye genelinde öğretmen başına düşen öğrenci sayıları ilkokulda 17, ortaokulda 16, genel ortaöğretimde 13 ve mesleki ve teknik ortaöğretimde 12 oldu. Rapora giren TBMM Araştırma Komisyonu’nun verilerine göre, Türkiye’de 538 öğrenciye 1 psikolojik danışman ve rehber düşüyor.

Öğretmen reformu şart
Başarı ve çocuğun iyi olma hali bakımından kilit role sahip kişiler öğretmenler. Bu iki alandaki zayıf karne ile bölgeler ve okullar arasındaki eşitsizlikler, öğretmenlerle ilgili reform ihtiyacına işaret ediyor. Dezavantajlı bölgelerdeki öğretmen ihtiyacını gidermek için sözleşmeli öğretmenlik uygulamasından daha kalıcı, hem öğretmen hem de öğrenciyi odağa alan çözümlere gerek duyuluyor.

Kütüphane arttı, spor salonu azaldı
Türkiye’de ilkokuldan liseye 532 bin 667 öğrenci kapasiteli 2 bin 936 resmi pansiyonlu okul bulunuyor. Pansiyonlu okullarda kalan toplam yatılı öğrenci sayısı 359 bin 521 iken, boş yatak kapasitesi 173 bin 146. Toplam 377 bin 410 öğrenci kapasiteli 3 bin 926 özel öğrenci yurdu bulunuyor. Özel yurtlarda kalan öğrenci sayısı 163 bin 273’tür. Türkiye genelinde ve tüm kademelerde kütüphane si olan okul oranı 2015’te yüzde 39,1 iken 2016’da yüzde 47’ye yükseldi. Spor salonu olan okul oranı 2015’te yüzde 12,1 iken 2016’da yüzde 7,5’e; çok amaçlı salon veya konferans salonu olan okul oranı yüzde 40,1’den yüzde 38,4’e geriledi.

Fende dünyayı yakaladık
TIMSS 2015 sonuçlarına göre, Türkiye’deki 4. sınıf öğrencilerinin ortalama fen başarısı 2011 yılına göre 20 puan artarak 483 oldu. 8. sınıfların fen başarısı da 10 puan yükselerek 493 oldu. 8. sınıf düzeyinde fende TIMSS katılan ülkelerin ortalaması yakalandı. Fende ileri düzey ve üst düzey performans gösteren öğrencilerin oranı 4. sınıflarda yüzde 24, 8. sınıflarda ise yüzde 28’e ulaştı. Ortalama matematik başarısı 2011’e göre 14 puan artarak 483 oldu. 8. sınıfların matematik başarısı da 6 puan artarak 458 oldu. Matematikte ileri düzey ve üst düzey performans gösteren öğrencilerin oranı 4. sınıflarda yüzde 25, 8. sınıflarda yüzde 20 oldu.

Batı ile doğu arasında uçurum var
Türkiye’nin PISA puanları 2012’ye dek istikrarlı bir biçimde artarken 2015’te her üç alanda da geriledi; matematikte 420’ya, fende 425’e, okumada 428’e düştü. PISA 2015 sonuçlarında Batı Marmara ile Ortadoğu Anadolu’daki öğrencilerin arasında matematikte 61, fende 66, okumada ise 74 puanlık bir fark görülüyor. Söz konusu fark, yaklaşık olarak iki okul yılına denk geliyor.

Başarıda maddi eşitsizlik etkili
Türkiye’deki öğrenciler arasındaki PISA 2015’teki başarı farkının yüzde 9’u öğrencinin sosyoekonomik düzeyi ile açıklanabiliyorken, okulun ortalama sosyoekonomik durumu da göz önüne alındığında bu iki değişken birlikte başarı farkının yüzde 26,3’ünü açıklıyor. PISA 2015’te Türkiye’de fen alanında üst düzey performans (5. düzey) gösteren öğrencilerin oranı yalnızca yüzde 0,3 olurken en üst düzey diliminde (6. düzey) yer alan öğrenci olmadı.

En mutsuz öğrenciler bizim çocuklar
PISA 2015 sonuçlarına göre, yaşam memnuniyet ölçeğinin uygulandığı 28 OECD üyesi ve 20 partner ülke ve ekonomi içinde öğrencilerin ortalama yaşam memnuniyetlerinin en düşük olduğu ülke Türkiye. Türkiye’deki öğrencilerin yüzde 28,6’sı, 0 ile 10 arasındaki yaşam memnuniyeti ölçeğinde 0 ile 4 arasını seçiyor.

NOT: Haberin 6 Ekim 2017 tarihli Vatan Gazetesi’nde yayınlanan hali buradan (http://www.gazetevatan.com/egitimin-rontgeni–1108093-egitim/) okunabilir.

Bir Cevap Yazın