Düşman kadar hastalıkla savaştı!

Ömrünün büyük bölümü cephede geçen Atatürk, hayatı boyunca kalp krizinden karaciğer hastalığına, sıtmadan zatürreye kadar bir çok hastalıkla mücadele etti.

11 Kasım 2014 Vatan Gazetesi 10. sayfa

11 Kasım 2014 Vatan Gazetesi 10. sayfa

İLKER AKGÜNGÖR / VATAN HABER MERKEZİ

 

Hayatı savaş ve ülke kurma mücadelesinde geçen Atatürk aslında cephede karşısına çıkan düşmanlar kadar peşini bırakmayan bir çok hastalıkla mücadele etti. İzmir Şifa Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Eren Akçiçek, Atatürk’le ilgili yaklaşık 700 kaynak ve tüm doktor raporlarını inceledi. Akçicek araştırmasının sonunda Atatürk’ün 1881’deki doğumundan 10 Kasım 1938’deki ölümüne kadar olan tüm hastalıkları ve yaşadığı rahatsızlıkları bir kronoloji halinde yayınladı.

 

Kaburgası kırıldı
57 yaşında vefat eden Atatürk kız kardeşi Makbule Atadan dışındaki 4 kardeşini (Fatma 4, Ahmet 9, Ömer 8, Naciye 12 yaşlarında) erken yaşlarda kaybetti. Kardeşleri Ahmet ve Ömer gibi küçük yaşta difteri-kuş palazı geçirdi. Kardeşlerinin aksine hastalığı atlattı. 12 Ağustos 1921’de Polatlı’da cepheyi incelemek üzere atına binerken atın aniden ürkmesi sonucu düştü. Üç kaburga kemiği kırıldı fakat tam iyileşmeden 17 Ağustos’ta cepheye dönmek zorunda kaldı.

 

Sıtma nöbetleri
1896’da girdiği Manastır Askeri İdadisi’nde etkisini hayat boyu taşıyacağı sıtmaya yakalandı. Çanakkale Savaşı’nda, Samsun’a çıkarken ve Sivas Kongresi sırasında nöbet geçirdi. 20 Eylül 1919’da Sivas’ta görüştüğü Amerikan Heyeti Başkanı General Harbord anılarında “Elinde durmadan tespih çekerdi, sonradan öğrendim ki bunun sebebi yakın zamanda sıtma nöbeti geçirmesi ve yüksek ateşli olmasıymış” diye yazdı.

 

Zatürre peşini bırakmadı
22 Kasım 1936’da ve 7 Şubat 1938’de iki defa zatürre teşhisi kondu. O dönemde antibiyotikler bulunmadığı için çok zorlandı. Karaciğer hastalığı ile uğraşırken zatürreyi yendi.

 

Gözde hasar ve kulak egzaması
16 Ocak 1912’de, Libya Derne’de toz bulutu içinde kaldı ve gözüne kireç parçası girdi. Hastaneye yattı fakat tamamen iyileşmeden cepheye döndü. Savaş şartlarından ötürü Mart’ta rahatsızlık tekrarladı. Kasım’da Viyana’da muayene olup başarılı bir müdahale geçirmesine rağmen sol gözünde şaşılık kaldı. Gençliğinden itibaren kulak egzaması vardı. Kulak ağrısı Haziran 1926’da Bursa’da nüksetti. Bu sebeple zaman zaman kulağında iltihaplanma oldu.

 

İki kez kalp krizi geçirdi
Kasım 1923’te savaş sonrasında ve Mayıs 1927’de Nutuk’u hazırlarken çok çalıştığı günlerde kalp krizi geçirdi. Almanya’dan Ankara’ya davet edilen Prof. Dr. Kraus ve Prof. Dr. Romberg kahve ve sigaradan uzak durmasını tavsiye etti.

 

Böbrek rahatsızlığı
Yirmili yaşlarının başında hayatının sonuna kadar devam edecek ağrılı, sık idrara çıkmaya yol açan, ateş yapan, bazen titreme ve terlemeye neden olan Pyelonefrit’e (böbrek enfeksiyonu) yakalandı. Sürekli böbrek sancılarından ötürü Haziran 1918’de 3 hafta Viyana Cottage Sanatoryumu’nda kaldı. Ardından Karlsbad’da kaplıca tedavisi görse de hastalığı tamamen atlatamadı.

 

Ve siroza yenildi
22 Ocak 1938’de Yalova’da siroz teşhisi kondu. Hastalık ilerledikçe kaşıntı, burun kanaması, geçici hafıza kaybı yaşadı. 3 kez karnından sıvı alındı. İki kez komaya girdi. Son komadan çıkamayarak vefat etti.

 

Not: Haberin 11 Kasım 2014 tarihili Vatan Gazetesi’nde yayınlanan hali buradan (http://www.gazetevatan.com/dusman-kadar-hastalikla-da-savasti–695830-gundem/) okunabilir.

Bir Cevap Yazın