SARI TARTIŞMA 4: “Vatandaşla aramızdaki güven havalimanı saldırısında kırıldı”

Taksi-Uber tartışmasında taksi şoförlerine en büyük tepkiyi yolcular gösteriyor. 1984’te İstanbul’da taksiciliğe başlayan Hakkı Perinçek, taksicilerdeki olumsuz değişimin en büyük nedeninin geçim sıkıntısı olduğunu söylüyor. İstanbullu taksiciler, “Vatandaşla aramızdaki güven ilişkisi iki yıl önce yaşanan havalimanı saldırısında kırıldı. Önce onu düzeltmemiz lazım” diyor.

19 Mart 2018 Vatan Gazetesi 16. sayfa

İLKER AKGÜNGÖR – ESRA CAN SİNAV / VATAN HABER MERKEZİ

Emektar taksi şoförü Hakkı Perinçek son 30 yılda taksiciliğin olumsuza doğru değiştiğini belirtiyor. Perinçek meslekte yaşanan değişimini VATAN’a şöyle anlattı: “1984’te mesleğe başladım. O zamanlar işe çıktığımız zaman kız istemeye gider gibi hazırlanırdık. Sabah traşımızı olur, en temiz halimizle evden çıkardık. Sonra da arabalarımızı temizlerdik. Taksinin içi kötü kokmasın, müşteri rahatsız olmasın diye uğraşırdık. Ama o zamanlar taksi şoförleri iyi kazanırdı. Kiralar bu kadar yüksek değildi. Şoförler eve ekmek götürebilecek miyim diye düşünmezdi.”

“Nereye sorusu çok yanlış”
Şimdi müşterilerimizden ‘kısa mesafeye götürmüyorlar’, ‘yolun ortasında indiriyorlar’, ‘nereye diye soruyorlar’, ‘kaba konuşuyorlar’ diye şikayetler alıyoruz. Hepsinde haklılar. Öncelikle bu ‘nereye gideceksiniz?’ mantığı çok yanlış. Müşteri velinimettir. İsterse iki sokak öteye gider. Senin görevin sadece götürmek. Ancak bunun da sebebi geçim sıkıntısı. Tüm gün direksiyon sallayıp akşam cebine ne kalacak diye dert eden taksici bir anlamda mecburen müşteri seçiyor.”

“Ruhsattan önce eğitim verilmeli”
“Bizim zamanımızda taksi şoförü özellikle bir kadın müşteri binince kapısını açar, varsa valizini alır, araçta da o iletişim kurmadığı sürece konuşmazdı. Eğer geceyse gideceği yerin kapısından girene kadar bekler, hayırlı geceler der öyle giderdi. Çoğu taksi şoförü hala böyle davranır. Ama işte bu eğitimsiz olan bir kesim var ki onlar öyle değil. Taksi şoförü olan kişinin sadece resmi belgelerine bakıyorlar. Halbuki ruhsatı vermeden önce en az 15 gün bir eğitime soksalar, özellikle kadın müşterilerle nasıl konuşulması gerektiğini öğretseler bu sorunlar aşılır”.

“Kaliteli hizmet vermeliyiz”
“Biz korsanlarla baş etmeye çalışırken UBER’ciler ekmeğimize ortak oldu. Taksi şoförleri olarak Uber’i asla kabul etmeyeceğiz. Fakat vatandaşın kaliteli hizmet isteğine cevap vermemiz de gerekiyor. Özellikle Aksaray, Eminönü, Sultanahmet, Taksim gibi turistlerin yoğun olduğu yerlerdeki duraklarda düzenleme yapılması lazım. Müşteriye eskiden olduğu gibi güven aşılamamız gerekiyor.”

‘Havalimanı patlamasında güven kaybettik’
VATAN’a konuşan başka bir taksi şoförü ise en büyük tepkiyi iki yıl önce Atatürk Havalimanı’na düzenlenen terör saldırısında gördüklerini ve vatandaşı o zaman kaybettiklerini söylüyor: “O gün korkunç bir gündü. Havalimanı şoförlerinden bazıları yaralıydı ama dışarıdan gelen taksi şoförleri yüksek fiyatlarla müşteri almaya çalıştı. Daha sonra yapılan plaka şikayetlerinde de taksilerin havalimanında çalışanlara ait olmadığı görüldü ama bu vatandaşta güven sorunu yarattı. Biz vatandaşı o gün kaybettik. Kurunun yanında yaş da yandı.”

————–

Şikayet edilen şoförlere yaptırım uygulanmıyor!
Yolcular bazı taksi şoförlerinin tavırlarından dolayı taksiye binmek istemediklerini, şikayet edilse dahi onlar hakkında bir yaptırım uygulanmamasından yakınıyor. İstanbul Taksiciler Esnaf Odası Başkanı Eyüp Aksu ise, hatalı taksi şoförleri için ceza ve meslekten men cezası uygulandığını bunun için müşterinin kanıtıyla birlikte şikayette bulunmasının yeterli olacağını söyledi. Biz de İstanbul’da taksi şoförlerinin kısa mesafeye almama ve müşteri seçmelerinden kaynaklanan şikayetlere ne şekilde işlem yapıldığını görmek için bir deneme yaptık.

“Taksim için kontağı açmam”
En yoğun noktalardan Cevahir AVM’nin önündeki taksileri seçtik. Taksim’e gitmek istediğimizi söylediğimiz ilk taksinin sürücüsü, ‘Taksim için kontağı çalıştırmam’ dedi. Arkadakine yöneldiğimizde taksici kendisiyle ücrette anlaşmaya çalışan çocuklu bir kadını, ‘Bagajım dolu, bebek arabasını içeriye alamam’ diyerek reddetti. Biz Taksim’e gideceğiz deyince, ‘Ablacım bu saatte Taksim’e gidemeyiz. Bak başka taksiler o tarafa gidiyor’ dedi.

Bizi indirip Arap turistleri aldı
Başka bir taksiye ise iki turist bindi ama yaklaşık bir dakika sonra indiler. Sebebi kısa mesafe ücretinde anlaşamamalarıydı. Bu taksiye yöneldiğimizde Taksim’e gitmeyi kabul etti. Ancak tam hareket edeceğimiz sırada başka bir kişi, iki Arap turisti getirerek şoföre daha fazla ücret vereceklerini söyledi. Taksi şoförü bizi indirerek diğer müşterileri arabaya aldı.

“Hafta sonu işlem yapamayız”
Plakasını aldığımız taksi şoförlerini önce Alo 153 Beyaz Masa’ya şikayet ettik. Kayıtlarımızın alındığı ve bizimle iletişime geçileceği söylendi. Esnaf Odası’nı aradığımızda ise hafta sonu olduğu için işlem yapılamayacağı söylendi. Daha önce müşteri seçme şikayetlerinde kanıt istendiğini söyleyen Eyüp Aksu, taksi şoförü olayı inkar ettiği takdirde işlem yapılmayacağını söylemişti.

——————

Üniversite raporu: Sektör yasal zemine oturtulmalı
Atılım Üniversitesi, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Esnaf ve Sanatkârlar Genel Müdürlüğü’nün de desteğiyle Sektör Analizleri Projesi kapsamında Ulaştırma sektörü üzerine bir rapor hazırladı. Raporda, taksiciliğin zayıf yönleri, mesleğe yönelik tehditler, UBER’e karşı yetkili görüşlerine yer verilirken, mesleğin yasal zemine oturtulması gerektiği belirtildi.

Taksiciliğin zayıf yönleri:
– 12 saatlik vardiyalar hâlinde çalışılması.
– Zorunlu mali trafik sigorta maliyetlerinin, taksilerin sürekli trafikte olması ve kaza yapma risk oranının yüksek görülmesi nedeni ile pahalı olması.
– Şoförlerin günü kurtarmak adına çalışmaları ve mesleğe bağlılığın azalması.
– Toplam aylık kazancın diğer toplu taşıma araçlarına göre az olması.
– Müşteriye sunulan hizmette standardın sağlanamaması.
– Esnaf ve şoförlerin yabancı dil bilmemelerinden ötürü turist müşterilerle iletişim
kuramaması.
– Ticari taksi sahibi olmayan hatta bu meslekle ilgisi olmayan kişilere durak açma izninin verilmesi,

Taksiciliğe yönelik tehditler:
– UBER, Lifty, BiTaksi gibi mobil uygulamaların esnafın müşteri sayısını azaltmasına yönelik tehditler.
– Akaryakıt fiyatlarının yüksek olması.
– Toplu taşıma araçlarının, özellikle raylı sistem ve minibüs hatlarının taksici esnafını temsil eden odaların görüşü alınmadan genişletilmesi.
– Korsan taksi ve ikiz plaka sayısının çoğalması.
– Denetimlerin yetersiz olması.
– Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı’nın vermiş olduğu A1 yetki belgesinin turizm ve araç kiralama hizmeti veren firmalar tarafından amacı dışında kullanılması.

A1 belgesi zorunlu olmalı
Emniyet Genel Müdürlüğü temsilcisi UBER, BiTaksi gibi araçların trafikte tespit edilmesinin çok zor olduğunu öneri olarak, UBER ve benzeri mobil uygulama üzerinden gerçekleştirilen taşımacılığın yapıldığı illerde uygulamanın engellenmesi gerektiğini ya da UBER araçlarının da taksicilerin aldığı A1 yetki belgesi almalarının zorunlu kılınmasını belirtti.

İBB: “Uber’e karşıyız”
İstanbul Büyükşehir Belediyesi temsilcisi ise, UBER’e tamamen karşı olduklarını, İstanbul ili içinde İstanbul Taksi uygulamasının yürürlüğe girdiğini, yasal durumda yetkilendirilmemiş olan UBER’i istemediklerini vurguladı. Raporda bir diğer sorun ise plaka sahibi ile şoför arasında kurumsallaşmanın olmaması olarak gösterildi. Çözüm önerisi olarak, şoförlerin meslek statüsüne alınması gerektiği, kriterlerin devlet tarafından belirlenmesi ve yazılı bir sözleşme yapılması gerektiğini belirtilmiştir.

YARIN
– Uber dışındaki diğer uygulamalar neler?
– iTaksi, BiTaksi, Careem uygulamaları nasıl çalışıyor?
– Dünya’da Uber nasıl tartışılıyor?

NOT: Haberin 19 Mart 2018 tarihli Vatan Gazetesi’nde yayınlanan hali buradan (http://www.gazetevatan.com/-vatandasla-aramizdaki-guven-havalimani-saldirisinda-kirildi–1151642-gundem/) okunabilir.

Bir Cevap Yazın