“Mücadeleyi size bıraktım, sakın enseyi karartmayın”

Türk basını ‘kelimelerin efendisi’ni yitirdi. Kalemiyle felsefe üreten, 1965’te girdiği TBMM’deki siyasi duruşuyla fırtınalar yaratan, Türkiye’den hep umutlu olan ve yazılarının çoğunu ‘enseyi karartmayın’ diye bitiren büyük usta Çetin Altan aramızdan ayrıldı.

23 Ekim 2015 Vatan Gazetesi 5. sayfa

23 Ekim 2015 Vatan Gazetesi 5. sayfa

İlker AKGÜNGÖR / VATAN HABER MERKEZİ

Dünyanın en çok köşe yazısına sahip yazarlarından biri olarak gösterilen Türk basınının usta ismi 88 yaşındaki gazeteci-yazar Çetin Altan dün sabah saatlerinde tedavi gördüğü Fatih Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde solunum yetmezliği nedeniyle hayatını kaybetti. Çetin Altan için ilk tören bugün saat 11.00’de Çağlayan’daki Milliyet Gazetesi’nin önünde düzenlenecek. Altan’ın cenazesi daha sonra Teşvikiye Camii’nde öğle namazına müteakip kılınacak cenaze namazının ardından toprağa verilecek.

11.05’te vefat etti
Çetin Altan’ın ölümüyle ilgili tedavi gördüğü Fatih Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi yazılı açıklama yaptı: “Çetin Altan, pazartesi günü idrar yolu enfeksiyonu sebebiyle hastanemize yatırılmıştır. Takip eden günlerde tedavisine ayaktan devam edilmiştir. Son olarak Eylül ayında hastanemize yatışı yapılan hastamız KOAH olarak bilinen kronik obstrüktif akciğer hastalığı, solunum yetmezliği, bronşektazi, zatürre, idrar yolu enfeksiyonu ve sepsis tanılarıyla takip ve tedavi edilmekteydi. Hastamız saat 11.05 itibarıyla zatürreye bağlı solunum yetmezliği ve septik şok nedeniyle 88 yaşında vefat etmiştir. Yakınlarına ve tüm sevenlerine başsağlığı diliyoruz.”

“Kalkacak diyordum olmadı”
Çetin Altan’ın hayatını kaybettiği hastanede açıklama kızı Zeynep Bakan, gözyaşları içinde, “Babamı kaybettik, ne diyeyim? Babamla birlikte buradaydık. Bir ayı geçmişti, ümitlerim devam ediyordu. Babam yine kalkacak diyordum işte olmadı. Bu yaşlarda herkesin yaşabileceği sağlık sorunları vardı” dedi. Altan’ın akademisyen oğlu Mehmet Altan ise, “Saat 11’de kendisini kaybettik. Bir süredir burada yatıyordu. Ölüm her zaman erken ölümdür. Yarın öğle namazına müteakiben Teşvikiye Camii’nde kılınan cenaze namazının ardından Zincirlikuyu Mezarlığı’na defnedilecek” diye konuştu.

Tatar Hasan Paşa’nın torunu
22 Haziran 1927’de İstanbul’da doğdu. Dedesinin babası Kırım’dan göç eden arabacı Ahmet Kıpçakski, dedesi Tatar Hasan Paşa’ydı. Babası hukukçu Halit Bey, annesi Nurhayat Hanım olan Altan, Galatasaray Lisesi’ni, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Ulus gazetesinde muhabir olarak başladığı gazeteciliğe Hür Ses, Halkçı, Tan, Akşam, Milliyet, Yeni Ortam, Hürriyet, Güneş ve Milliyet gazetelerinde devam etti. Geçtiğimiz yıla kadar Milliyet’teki ‘Şeytanın gör dediği’ adlı köşesinde yazılarına devam etti. Bir çok dile çevrilen Büyük Gözaltı (1973), Bir Avuç Gökyüzü (1974), Viski (1975) ve Küçük Bahçe (1978) ile roman, Üçüncü Mevki (1946) ile şiir, Kalem Bahçelerinden Yedi Hayat (2009) ile eleştiri, Rıza Bey’in Polisiye Öyküleri(1985) ile öykü dalında eserler verdi; çoğu sahnelenen on tiyatro oyunu yazdı.

İki yıl cezaevinde yattı
Elli yıllık yazı yaşamında yazılarından ötürü pek çok kez mahkemeye verilen Altan hakkında ağır cezada 300’den fazla dava açıldı. 1972’de gözaltı süresi 24 saat olmasına karşın 15 gün gözaltında tutuldu. Üç kez tutuklandı, iki kez mahkûm oldu ve iki yıl cezaevinde yattı. Son olarak hakkında 159. maddeye dayanılarak açılan davada tek celsede beraat etti. Hayat hikâyesi, 1998 yılında eşi Solmaz Kâmuran tarafından İpek Böceği Cinayeti adlı kitapta kaleme alınmıştı.

Meclisin en renkli ismiydi
1965’te Türkiye İşçi Partisi’nden İstanbul milletvekili seçilen Altan, Meclis’teki dört yılı boyunca Türkiye’nin sesini en fazla işittiği siyasetçilerden biri oldu. Önce dokunulmazlığı kaldırılan, sonra da iade edilen ilk milletvekili olarak siyasi tarihimize geçti. 1968’de meclisteki bir konuşması sırasında başlayan tartışma Nazım Hikmet’e kadar sıçramış ve başta o dönemin Adalet Partisi milletvekili Cavit Şadi Pehlivanoğlu ve Hamit Fendoğlu olmak üzere Adalet Partisi milletvekilleri ile karıştığı kavga ile hatırlanıyordu. Adalet Partililer’in linç etmeye çalıştığı Altan, yaklaşık 150 kişinin üzerine yürüdüğü büyük saldırıdan bazı vekillerin yardımıyla kurtulup ertesi gün yine meclise gelerek hizmete devam etti. Altan, meclisteki anılarını ‘Ben Milletvekili İken’ adıyla kitaplaştırdı.

“Enseyi karatmayalım”
Yazar Ahmet Altan ve ekonomi profesörü Mehmet Altan’ın babası olan Çetin Altan, en çok kendi kullandığı ‘enseyi karartmamak’ deyimiyle hafızalara kazındı. Tenis oynayan köylülere sahip bir Türkiye’nin gelişmiş bir ülke olacağını vurguladı. Kendisini lüks içinde yaşamakla suçlayan kişilere, hayatta en iyi şeylere solcuların layık olduğunu söyleyerek cevap verirdi.

Böyle bir ülke hayal etmemiştim
Biz torunlarımıza istediğimiz ülkeyi bırakamıyoruz.
Ama siz uğraşırsanız, mücadeleden vazgeçmezseniz, dünyadan ayrılırken ‘torunlarımıza istediğimiz ülkeyi bırakıyoruz’ deme mutluluğunu siz tadabilirsiniz.
Hayallerinizden, ümitlerinizden, mücadelenizden vazgeçmeyin.
Amacınıza ulaşamazsanız da, bu amacı gelecek kuşaklara devretseniz de, kozmosla son hesaplaşmanızda, ‘daha iyi bir dünya için biz de fena mücadele etmedik’ diyebilirsiniz.
Bu da az şey değildir. Buruk da olsa, yorgun gözlerinizde bir tebessüm yaratır.
O tebessümlerin çoğalması da elbet bir gün kurtarır bu ülkeyi.
Enseyi karartmayın.
25 Haziran 2015’teki son yazısı

23 Ekim 2015 Vatan Gazetesi 1. sayfa

23 Ekim 2015 Vatan Gazetesi 1. sayfa

NOT: Haberin 23 Ekim 2015 tarihli Vatan Gazetesi’nde yayınlanan hali buradan (http://www.gazetevatan.com/mucadeleyi-size-biraktim-sakin-enseyi-karartmayin-876745-yasam/) okunabilir.

Bir Cevap Yazın