Dağa kaçırılan çocukların cenazeleri geliyor…

İki yıl önce PKK tarafından kandırılarak dağa çıkarılan çocukların cenazeleri gelmeye başladı. 17 Yaşındaki Dilber Bozkurt geçen hafta Sur’da, LYS 58’incisi Serkan Yıldız ise iki ay önce Van’da çatışmada öldürüldü. Çocukların büyük çoğunluğundan haber alınamazken oğlu kaçırılan Mehmet Evren üzüntüden kanser olup vefat etti.

28 Mart 2016 Vatan Gazetesi 11. sayfa

28 Mart 2016 Vatan Gazetesi 11. sayfa

İLKER AKGÜNGÖR / VATAN HABER MERKEZİ

Türkiye yaklaşık iki yıl önce günlerce terör örgütü PKK tarafından kandırılarak dağa çıkarılan çocukları konuştu. Çocukların anne ve babaları Diyarbakır’da günlerce eylem yaparak PKK’dan çocuklarını serbest bırakmasını istedi. Bu süreçte aileler başta Başbakan Ahmet Davutoğlu olmak üzere bir çok yetkili ve siyasiyle görüştü. Görüşülenler arasında HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş da yer aldı. O dönem çocukların bazıları eve dönebilirken, bir çok çocuk dağda kaldı ve hala kendilerinden haber alınamadı.

Çoğundan haber yok
Şimdi iki yıl önce dağa kaçırılan çocuklardan kara haber gelmeye başladı. Bir çok aile bu süreçte PKK’nın yönetildiği Kuzey Irak’taki Kandil Dağı’na bile gitti. Ancak bir çoğu çocuğunu görmeyi bile başaramadı. Bazı aileler çocuklarının sadece fotoğrafını görürken, çok azı karşılaştıkları ve baskı altında kalan çocuklarını dağdan inmeye ikna edemedi. Çocukların büyük çoğunluğu PKK tarafından kamplarda silahlı eğitime tabi tutuldu.

DİLBER BOZKURT
Dilber 17 yaşındaydı
Dilber Bozkurt Mayıs 2014’de kaybolduğunda sadece 17 yaşındaydı. Annesi Hamide Bozkurt kendi halinde bir çocuk olan kızını bulmak için çalmadık kapı bırakmadı. Temmuz 2014’te Ankara’ya giden anneler arasında yer alan Hamide Bozkurt, elinde kızı Dilber’in fotoğrafıyla herkese yalvardı. PKK’ya bir çağrı yaparak kızını bırakmalarını ve kızının eve dönmesini istedi. Tek isteği kızı Dilber’in gözünün önünde olmasıydı. Ancak geçtiğimiz hafta Diyarbakır Sur’dan gelen haber Hamide Bozkurt’un gözyaşlarını daha da arttırdı.

Sur’da öldü
Sur’da operasyonlar sona erdikten sonra 13 Mart’ta bir binada bulunan ‘Adar Kerboran’ kod adlı Dilber Bozkurt, önce Dicle Haber Ajansı’nı arayarak, “Eğer bugün de kepçeler çalışırsa enkazın altında kalacağız. Belki sadece 5 dakikamız kaldı” dedi. Bozkurt daha sonra saat 09.40’da HDP Diyarbakır Milletvekili Nursel Aydoğan’ı arayarak yanındakilerin isimlerini verdi. Bozkurt’un yanındakilerden biri Tahir Elçi cinayetinde polislere ateş açarak kaçan ve elinde silahla koşan iki teröristten biri olan Mahsun Gürkan’dı. Çıkan çatışmada Dilber Bozkurt ile Mahsun Gürkan’ın da aralarında bulunduğu 7 terörist öldü. Gözü yaşlı anne Hamide Bozkurt ise geçtiğimiz hafta 14 Mart’ta Elazığ Adli Tıp Kurumu’na getirilen 7 kişi arasında yer alan ve kimliği DNA testiyle belirlenen kızının öldüğünü öğrendi. Dilber Bozkurt 23 Mart 2016’da yani geçtiğimiz Çarşamba günü Mardin’in Dargeçit ilçesinde toprağa verildi.

SERKAN YILDIZ
Hayali doktor olmaktı
Erzurum’un Tekman ilçesinde oturan Celal Yıldız ve Remziye Yıldız’ın 17 yaşındaki oğlu Serkan Yıldız’ın tek hayali doktor olmaktı. Devamlı takdir alan Serkan, derslerinde başarılı olabilmek için Erzurum merkezde özel bir yurtta kalıyordu. 21 Haziran 2014’te yapılan LYS’den çıktıktan sonra babasını aradı ve o tarihten beri bir daha kendisinden haber alınamadı. Baba Celal Yıldız, Van ve Ağrı emniyetlerine kayıp başvurusu yaptı. LYS sonuçları açıklandığında ailenin sevinci kursağında kaldı. Serkan Yıldız, LYS’de Erzurum birincisi, Türkiye genelinde ise 58’inci olarak müthiş bir başarıya imza atmıştı. Tıp dahil istediği her fakülteyi okuyabilirdi. Ailesi bir an önce gelip üniversite tercihlerini yapmasını istiyordu.

Villadaki PKK’lıların arasında çıktı
Çocuklarının dağa çıkarıldığını öğrenen Celal ve Remziye Yıldız Diyarbakır’daki eylemci ailelere katıldı. Ancak bir sonuç alınamadı. Serkan’dan kara haber 10 Ocak 2016’da geldi. PKK’ya katılan ve ‘Eriş Tekman’ kod adıyla eğitilen Serkan Yıldız, 10 Ocak’ta alınan ihbar üzerine güvenlik güçlerinin Van’ın Edremit ilçesinde baskın yaptığı lüks villada ölü ele geçirilen teröristler arasındaydı. Çatışmada 12 PKK’lı öldürülürken bir polis de şehit oldu.

“Kuzey Irak’taki tüm kampları gezdim”
VATAN’ın konuştuğu Serkan Yıldız’ın babası Celal Yıldız yaşadıklarını şöyle anlattı: “Dördü kız, 3 erkek 7 çocuğum vardı. Serkan gitti artık 6 çocuğum kaldı. Bu süreç içinde çok uğraştım ama Serkan’a ulaşamadım. Çocuğumu bulabilmek için neredeyse Kuzey Irak’taki tüm kamplara gittim. Serkan, Van’da HDP Gençlik Kolları arasındaymış. Bunu öğrenince Van’a en az 10 kez gidip geldim. Günlerce Van’da kaldım. Ama oğlumu bulup, görüşemedim. Oğlum çok başarılı bir öğrenciydi. Doktor olmak dahil tüm hayalleri mezara gitti.”

MEHMET CAN EVREN
“Bu kahır beni öldürecek”
Sanat okulunda okuyan 17 Yaşındaki Mehmet Can Evren, 20 Mart 2014’te Nevruz’dan bir gün önce ortadan kayboldu. Bir doğalgaz firmasında çalışan Mehmet Can Evren’in, 77 yaşındaki babası Mehmet Evren oğlunun kandırılarak dağa çıkarıldığını düşünüyordu. Mehmet Evren de eylemci ailelere katıldı. İstanbul, Ankara dahil gitmediği yer ve başvurmadığı merci kalmadı. Mehmet Evren o günlerde yaptığı açıklamalarda kayıp olan çocuğunun gelmemesi durumunda intihar edeceğini söyledi. Hatta başka bir röportajında, “Oğlumun kandırılarak dağa götürüldüğünü sanıyorum. Yoksa benim gariban oğlum evden gitmezdi. Ben ve anası dayanamıyoruz. Her gece ağlıyoruz. Allah rızası için bana oğlumu geri verin. Bu kahır beni ve annesini öldürecek” diye konuştu.

Üzüntüden kanser oldu
Tüm uğraşlara rağmen Mehmet Can’dan haber alınamadı. Baba Mehmet Evren’in üzüntüsü gün geçtikçe büyüdü ve dayanılmaz bir hal aldı. En sonunda 77 yaşındaki Mehmet Evren, 2015’in sonuna doğru üzüntüden kanser oldu. İki ay içinde ilerleyen hastalık 4 Ocak 2016’da Mehmet Evren’in hayatını kaybetmesine neden oldu.

“Kardeşimin derdi babamı hasta etti”
VATAN’ın ulaştığı Mehmet Can Evren’in 28 yaşındaki ablası Ayhan Evren ailenin yaşadıklarını şöyle anlattı: “Kardeşimden hala hiçbir haber yok. Babam ise iki ay önce 4 Ocak 2016’da hayatını kaybetti. Hep bu olayı düşünerek yaşadığı stres ve üzüntüden akciğer kanseri oldu. Kardeşimi bulabilmek için gitmediği yer kalmamıştı. Annem de (Sultan Evren) üzüntüden geceleri uyuyamıyor ve hep ağlıyor. Babamın hastalığını öğrenmemiz ile ölmesinin arası sadece iki ay sürdü. Mehmet Can’ın derdi babamı hasta etti.”

EFEKAN TOKLAR
Sara hastası, ilaçsız yaşayamaz
Van’ın Muradiye İlçesi’nin Köşk Köyü’nde yaşayan 14 yaşındaki Efekan Toklar, 5 Mart 2014’te evden çıktıktan sonra bir daha kendisinden haber alınamadı. Babası Mehmet Emin ile annesi Süreyya Toklar, ortaokula giden çocuklarının bir arkadaşı tarafından PKK’ya teslim edilerek dağa götürüldüğünü öğrendi. Gözü yaşlı aile çocuklarını bulup getirenlere ‘0’ kilometre bir otomobil bile vereceğini açıkladı. Sara hastası olduğu için 7 yıldır ilaç kullanan Efekan’ın düzgün yaşabilmesi için ilaçlarına ihtiyacı vardı. Çünkü Efekan ilaçlarını alamazsa fenalaşıp bilincini kaybediyordu. Mehmet Emin ve Süreyya Toklar 8 Aralık 2014’te AK Parti Van 5. Olağan Kongresi için şehre gelen Başbakan Ahmet Davutoğlu ile eşi Sare Davutoğlu’nun yolunu bile kesip dertlerini anlattı. Ama bir türlü çocuklarına ulaşamadılar.

“Sadece bir fotoğrafını gösterdiler”
VATAN’a konuşan dertli baba Mehmet Emin Toklar çektiklerini şöyle anlattı: “Oğlumuz hayatta mı değil mi onu bile bilmiyoruz. Eşimle birlikte tam 6 kez Kandil’e gittik. Çocuğumuzu hiç göstermediler. Eşim, bir eşyasını, ayakkabısını görelim dedi. Onu da kabul etmediler. Başbakan ile 2 kez, HDP lideri Demirtaş ile 2-3 defa görüştük, yalvardık, eylem yaptık ama netice alamadık. Bundan bir yıl önce Kandil’e son gidişimizde ısrarlarımız üzerine sadece bir fotoğrafını gösterdiler. Ama operasyonlardan sonra hiçbir haber alamadık. Nasıl yaşıyoruz ben de bilmiyorum. Annesi ve benim gözümüz yaşlı. Bu evlattır, 100 yılda geçse insanın acısı taze kalıyor, eskimiyor. Hatta bu acı büyüyor. Bu karda kışta, aç mıdır susuz mudur bilemiyoruz. Allah böyle evlat acısını kimseye göstermesin. Oğlumun sara hastası olduğuna dair evrakları götürdük, onlara verdik önemsemeyip bir köşeye attılar. Oğlumuz hastalığından dolayı geceleri kendi kendine konuşuyor, uyanıp bağırarak kaçıyordu. ‘Dağda bari dikkat edin öyle bir şey yapıp kaçarsa kurşun sıkmayın’ deyip geri döndük.”

NOT: Haberin 28 Mart 2016 tarihli Vatan Gazetesi’nde yayınlanan hali buradan (http://www.gazetevatan.com/daga-kacirilanlarin-cenazeleri-geliyor–928790-gundem/) okunabilir.

Bir Cevap Yazın